Cümle kapıların önünde kelimelerle beş taş oynuyorum. Karanlık sokaklardan biraz korkuyorum. Ama korkmuyorum da esasında. Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya. Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma. Kelimelerin tadına bakıyorum. Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.
“Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben Bahtiyarım…”